Her geçen gün artan nüfus, hızla çoğalan bilgi ve gelişen teknoloji den dolayı profesyonel insanlara duyulan ihtiyaç artmaktadır. Eskiden her konuda az-çok bilgisi olan insanlar popülerdi. İnsanlar veya kurumlar bu her konuda bilgisi olan insanlara ihtiyaç duyar onlara danışırlardı. Oysa günümüzde en az bir konuda tam olarak uzmanlaşmış insanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Nüfus çoğaldıkça gereksinimlerde artmaktadır. Bu da yeni iş sahalarına yeni mesleklerin doğmasına sebep olmaktadır. Ortaya çıkan bu yeni meslekler uzmanlığı gerektirmektedir. Dolayısıyla hayata atılan veya atılmak üzere olan bireylerin mutlaka en az bir meslekte uzmanlaşması gerekmektedir. Çünkü vasıfsız insanlar gündelik işlerde ya da ayak işlerinde çalıştırılmaktadırlar. İş sahasının çok olmasından dolayı alanında uzmanlaşmış bireyler kendi işi ile ilgili güzel bir iş bulma ihtimali yüksektie. Şirketler, üniversiteler, devlet daireleri, özel kuruluşlar, sanayideki iş yeri sahipleri gibi bütün kurum ve kuruluşlar alanında uzmanlaşmış kişileri tercih etmektedirler.

Hayata hazırlanırken hayat felsefesi farklı olan dört kişi ile bunu birazdaha açalım. Ahmet küçük yaşta motor tamircinin yanında başladı çalışmaya. Ustasını çok iyi izliyor, yaptığı işlerde sürekli kendisine danışıyordu. Müşterileri memnun etmenin yollarını öğreniyor ve bunları uyguluyordu. Birkaç yıl sonra müşteriler Ahmet usta olduğu için o işyerine gelmeye başlamışlardı. O ve ustası bunun farkındaydı. Kendisini işinde ispatladıktan sonra ustası iki alternatif sunar kendisine. Ya burada yüksek ücret ve sigortalı olarak çalışmasına devam edecek ya da isterse kendi işini kurabilecekti. Düşündü çok iyi bir geliri yoktu. Kendi işini kuramayacaktı. Büyük bir şirkette çalışıp daha sonra buna karar verecekti. Öylede yaptı. Önce büyük şirketlerden birinde çalışmaya başladı. Yıllar sonra iş yerinden ve gelirinden memnun olduğundan aynı yerde çalışmaya devam etme kararı verdi.

Onun gibi ustasının yanında kaynakçılık işine başlayan Enver daha çok kaytarmaya arkadaşlarıyla dışarı çıkmaya çalışıyordu. Ustasının verdiği işleri baştan savma yapıyordu. Müşterilerle ustasını karşı karşıya bırakıyordu. Birkaç yıl aynı tavır ve davranışlarının devam etmesinden dolayı işine son verildi.

Bülent orta düzeyde bir üniversitede okuyordu. Derslerine zamanında çalışıyor boş zamanlarında dil kursuna giderek dil öğreniyordu. 4 yıllık fakülteyi ortalamanın üzerinde puanla ve ileri düzeyde İngilizce ile bitirdi. Mezun olduğu yıl ABD de bir üniversite ile irtibata geçip mastır yapmak üzere oraya gitti. Mastırını bitirip orada bir özel şirkette çalışmaya başladı. Şimdi üniversite mezunu kendini yetiştirmiş bir kızla evlenmek üzere.

Oğuz ise Üniversite sınavında başarılı bir performans sergileyip iyi bir üniversiteye yerişleşmesine rağmen üniversite yıllarını gezmek, yemek içmek ve arkadaşlara takılmakla geçirdi. 4 yıllık fakülteyi 6 yılda bitirebildi. Okul düşük notla bitiren Oğuz’un mastır başvurusunu üniversitesi kabul etmedi. Düşük ücretle küçük bir işletmede çalışmak durumunda kaldı. 

Günümüzde ne iş yapıyorsak güzel yapmalı, üretken olmalı ve insanlarla iyi iletişim içinde olmalıyız. Baştan savma iş yapan, monotonluğu aşamayan ve özellikle insanlarla sağlıklı iletişim kuramayanla kimse çalışmak istemez. Biz kendimizi yetiştirmeliyiz. Hangi bölümde okuyor, hangi işte çalışıyorsak çalışalım üretken olmalı ve işin hakkını vermeliyiz. Böylece o işte aranan kişi olma özelliğini taşımış oluruz. Aranan kişi mutlu olmaya daha yakındır. Çalıştığımız insanlar, kurum yöneticileri, müşterileri de bizimle çalışmaktan kıvanç duyarlar. Bütün bunların yanında bu güzel gidişatınızı kıskanan, hazmedemeyen kompleksli insanlar sizinle uğraşacak belki de iftiralarla küçük düşürmeye çalışacaklar. Ancak unutmayınız ki altın ne kadar çamura toza, toprağa batırılsa batırılsın. Değerinden bir şey kaybetmez. Siz yolunuza devam etmelisiniz.

Günümüzde aranan kişi olabilmek için;

  • Ne iş yapıyorsanız yapın o işi önemseyin.
  • Farklı fikirler üretin, orijinal olun,
  • En az bir yabancı dil öğrenin.
  • İnsanlara karşı güler yüzlü olun,
  • İnsanlara değer verin,
  • İnsanları kıskanma yerine onları takdir edin,
  • İnsanlara hesap sormak için değil, çözüme yardımcı olmak için konuşun,
  • Az tv izleyip, Çok kitap okuyun…


Mutlu bir hayat dileğiyle…

İsmail Koç

Psikoterapist